Şimdi dövizin üstündeki ateşi söndürebilmek için ya da harını alabilmek için en azından Merkez Bankası’nın rezerv yaktığını zaten söylemiştik bu rezerv yakmalar rezervlerini ne kadar azalttı tekrar oradaki rezervi tamamlamak ne kadar süre alacak. Bir de tabii şöyle bir durum var Merkez Bankası’nın tavrını da konuşmak gerekecek bu aşamada. Sadece döviz tarafında değil ne yaptı Merkez Bankası. Bir şekliyle TL’nin maliyetini artırmak mecburiyetinde kaldı ve likiditeyi piyasadan çekmek durumunda kaldı. Bunu yapabileceği çeşitli para politikasında kullanabileceği araçlar üzerinden yaptı faiz artırımı ya da indirim meselemiz. Merkez üzerinden özellikle bu yılın başından beri hatta geçen yılın sonundan beri aralık toplantısından beri çokça konuşuyoruz. Bir ara toplantıyla faizi artırdı ama artırmadı. Ama artırdı artık hangi tarafından bakacak olursanız yani günün sonunda politika faizi aynı kaldı. Ama paraya ulaşmak isteyenlerin ödemek mecburiyetinde kaldığı faiz oranı yükseldi. Peki dövizi neler bekliyor? İşte Yusuf Kederli’nin konuşmasından satır başları:
Döviz tarafında her ne kadar 41,64 püskürtülmüş olsa da püskürtülmüş gibi görünse de dediğiniz gibi yaklaşık 10 milyar dolarlık bir rezerv yakıldığı görülüyor. 14 Mart 2025 itibariyle rezervlerimiz hani brüt rezervler 171 milyar dolar ama işte net rezervlerimiz 73 milyar dolar gibi. Bu 10 milyar dolar yakılmamış haliyle dolayısıyla dövizdeki biz her harekette 40 TL. 56 milyar dolar kaldı sanırım.
ÇIKIŞLAR KAÇIŞLAR OLABİLİR
14 Mart itibariyle 65 şey itibariyle de 10 milyar dolar düşmüş itibariyle de 56 milyar gibi şimdi dolayısıyla döviz tarafında eğer haber akışlarıyla beraber yeniden bir hareketlenme söz konusu olursa hani burada rezervlere ciddi zarar verme ihtimali var. Bu da o tarafın güvenliğini bir miktar çünkü artık kur korumalı mevduat gibi de bir şey yok. Hani biz dövizdeki o ateşi kur korumalı mevduatla işte durdurmaya çalışmıştık. Sonra hata anlaşıldı ama tabii işten geçmişti. Şimdi burada da keza eğer rezervlerin erimesi durumunda o takdirde tarafın güvenliği de bir miktar sıkıntıya girebilir. Ve şimdi özellikle bu yaşanan gelişmeler vesaire burada faiz ile ilgili carry trade imkanları iyi olsa dahi şimdi buradaki politik gelişmelerden dolayı güvensizlik veyahut da huzursuzluk yaşayan yeni gelmek isteyen yatırımcılar gelmeyebilir ya da mevcutlar kaçmak isteyebilir çıkmak isteyebilir.
Bütün bunlar döviz tarafını biraz riske sokar. O yüzden ben döviz tarafında çok da uzak olmayan yani birkaç aylık bir zaman dilimi içerisinde artık tamamen kırların üstünü konuşacağız gibi düşünüyorum. Zaten hani ben bu olaylar olmadan önce de Haziran ayının sonundan itibaren artık biz döviz tarafında hep kırkları konuşacağız. Çünkü hani bütün bu olaylar olmasa dahi Türkiye’nin dünyanın önemli pahalı ülkeleri arasına girmesi böyle devam ederse de pahalılığın özellikle yani yurt dışına hitaben olan pahalılığın da daha artmaya devam edeceğini ve Avrupa’nın birçok ülkesine göre pahalıyken dünyanın da birçok ülkesine göre pahalı hale geleceğimizi söylüyordum.
DOLARDA YIL SONU 40’LARIN ÜZERİNİ KONUŞACAĞIZ
Eğer dövizi ısrarla bu kadar çok bu taraflarda tutmaya tabii ki kalkarsak diye o yüzden hani burada artık hem zaten ihracatçılar için hem bu anlattığım mevcut durumlar için bir kur ayarlaması gerekiyordu bir şekilde. Bu olay bence vesile olacak ve bence birkaç aydan sonra biz artık tamamen yılın sonuna kadar 40’ların üzerini konuşacağız. Bazı işte raporlar işte döviz kurlarında işte 42, yıl sonu için işte 42 TL’leri öngörüyor ama bu bana pek de gerçekçi gelmiyor ne yazık ki. Ben yıl sonunda 42’nin çok iyimser bir tahmin olduğunu düşünüyorum.
O nedenle de özellikle benim kişisel görüşüm biz yılın sonunda bu gelişmeler çerçevesinde de 45’nin altında bir kur beklemiyorum onu da söyleyeyim hani özellikle kur yatırımcısı olanlar varsa hani son dönemlerde para kazandırmadığı için oradan da bir kayma vardı. Ama eğer ben hani döviz yatırımı yapmaya devam ediyorum diye düşünenler varsa benim kişisel tahminim kurun yılın sonunda ne olursa olsun 45’nin altında olmayacağı yönünde.